Siz Hiç Referans Mektubu Yazdınız mı?

-
Aa
+
a
a
a

Onu bunu boş verin. Siz hiç referans mektubu yazdınız mı? Hani yurtdışına gitmek isteyen öğrenciler için olanlardan. Ya da işe başvuracak bir kişi için. Güzelim ülkemde bu iş bir kartvizit büyüklüğünde, arkasında "bu adamı ben tanırım” anlamına gelecek türlü türlü ifadelerle gayet ekonomik olarak çözülmüştür. Ama gel de bunu elin gavuruna anlat.

Bu aralar hep beraber ülkeyi terk etmek eğilimdeyiz ya, bir sürü öğrenci “hocam, artık biz yurtdışına gidelim” deyip, referans mektubu isteme kuyruğuna girdiler. Önümde kocaman bir kağıttan tepe oluşuverdi.

Kaldım mı vicdanım ile baş başa. Ülkemin en iyi beyinleri bunlar. Ve ben kendi ellerimle onların belki de bir daha geri gelmemek üzere ülkeyi terk etmelerinde etkin bir rol oynayacağım. Bir piyon olacağım. Böyle bakınca oturun oturduğunuz yerde demek geliyor içimden. Ama onların yaşadığı süreçten ben de geçmedim mi? İşte şimdi bu ülkeye geri dönmüş ve kendi çapımda birşeyler yapmıyor muyum? O zaman onların da bu şansı denemeleri gerekmiyor mu? Aslında bütün mesele bu demek çok isterdim, ama bu işin sadece bir yanı?

İsterseniz önce şu referans verme işinin felsefesine bakalım. İşin arkasında yatan mantık nedir? Sadece güven. Eğer siz referansı veren kişiye güveniyorsanız ve o da söz konusu kişiyi tavsiye ediyorsa sorun yoktur. Yok siz tavsiye eden kişiyi tanımıyor ama tavsiye edeni tanıyanı tanıyorsanız yine sistem işler. Hatta bu zinciri daha da uzatabilirsiniz. Örneğin “Benim amcamın oğlunun bir arkadaşının halasının kızı iyi bir grafikermiş. İstersen bir görüş” çok uzun olmayan bir zincir olabilir. Aslında referans sisteminin başka da yapabileceği bir şey yoktur. Bir referans noktası alıp, ki bu siz oluyorsunuz, halkayı yavaş yavaş genişletmektir. Zaten daha iyi bir yolu olsaydı bilgisayarlar kullanmaz mıydı? Değil mi, efendim? Bilgisayarlar da birbirleri ile konuşurken virüs falan kapmamak, değerli kredi kartları bilgilerini çaldırmamak için “güvendiğim adamın güvendiği adam” temelli güvenlik sistemleri kullanırlar. Şimdi içimiz biraz rahat etti, değil mi?

Haluk diye adamın birinden...

Referans verme sisteminin güvenliliğinde anlaştık. Şimdi de referans vermenin kendisine bakalım. İşte karşınızda Cafer Demir diye bir ad var. Siz Cafer’i ne kadar tanıyorsunuz, ne kadar başkalarına onu tavsiye edebilir durumdasınız. (Malum, işimizi iyi yapacağız, ya. Gayet ince elememiz gerekir.) Önce “Cafer’i tanımak”dan başlayalım. Cafer benden ders aldı. Cafer benle bir de proje yaptı. Ama ben Cafer’in bu koşullardaki performansı dışında, örneğin sizin çalışma koşullarınızdaki performansı konusunda bir şey söyleyebilir miyim? Cevap doğal olarak kocaman bir hayır. O zaman çok dikkatli olmalıyım. Cafer şu şu koşullarda şöyle bir performans çıkardı, benzer durumlarda da benzer performans çıkarır demeliyim. Sonra da performansın ne kadar iyi olduğunu söylemeliyim. İyi ama "ne kadar iyi"deki iyiyi nasıl ölçeceğim?

Hadi bir de karşı taraf yerine kendimizi koyalım. Haluk diye adamın birinden bir tavsiye mektubu gelmiş. Bizim Cafer iyidir diyor. Nasıl değerlendirirsiniz? Bu Haluk’u tanımaz etmezsiniz. Bağlı bulunduğu kuruma baksak? Hani saygıdeğer bir kurum ise, büyük bir olasılık ile söylediklerine güvenebiliriz. Bu noktada biraz hata yapmayı göze aldığımızı biliyoruz, değil mi?

Peki içeriği nasıl değerlendireceğiz? Adam demiş ki: “Bizim Cafer hem hoplar, hem zıplar. Hem de ağzı ile kuş tutar.” Bu yeterli mi? Acaba düz bir mektup yerine bir formu doldurtsaydık? Şimdi bir de form tasarlamak işi çıkardık, ama sanki başka yolu yok.

Hadi bakalım iş başına. Bu formda neleri sormamız gerekiyor? Bence ilk soru şu olmalı: “Referans verdiğiniz adamı referans verecek kadar tanıdığınıza beni nasıl ikna edersiniz?” Bunu bu kadar doğrudan (yani kabaca) sormak bizim gibi nazik kurumlara yakışmayacağından yeniden formalize edelim, derim. Örneğin “Bu kişiyi ne kadar süredir tanıyorsunuz?” fena olmayabilir. “Cafer bizim şirkette yedi yıldır çalışıyor” sözü Cafer’in birinci derecede temasta olduğu kişilerden geliyorsa başka, bin kişilik bir şirketin en tepesindeki bir kişiden geliyorsa daha başka anlamı vardır. İsterseniz bir de “ne iş yaparken” lafını ekleyelim. Olur a karşı taraf sizin düşündüğünüzden çok farklı koşullarda konuşuyor olabilir.

Hadi ikna olduk ki referans veren Cafer’i tanıyor. "Cafer iyidir" gibi her anlama gelebilecek lafların formumuzda yazılmasını da önlememiz gerekmez mi? O zaman Cafer’i Cafer ile aynı pozisyondaki diğer kişilerle karşılaştırıp, ilk yüzde kaça girdiğini istesek. Örneğin “Lisans öğrencileriniz arasında ilk %5 içinde midir?” Bunu tamamlayıcı hemen sorulması gereken soru “Kaç tane lisans öğrencisi üzerinden bu yüzdeyi veriyorsunuz?” olmalı. Dikkat ettiniz mi ne kadar somutlaştık.

Bütün sorularımızı bu mantıkla, mümkün olduğunca sayılara indirdik diyelim. Peki soruların kendileri ne olmalı. Sonuçta yapmak istediğimiz bu tavsiye edilen kişi ile diğer tavsiye edilen kişi arasında doğru seçim yapabilmemizi sağlayacak büyülü sorular neler olmalı?

Boş verin bu ayrıntıları canım. Zaten bizim için önemli olan kartvizit-arkası-tavsiye-mektubunu getiren Cafer değil, kartvizitin ön tarafındaki Hulusi Bey değil midir?